CHP MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI HAYRİYE HACET CANLI YAYIN KONUĞU OLDU
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aday Adayı Hayriye Hacet, Manisa’da Yerel bir televizyona konuk olarak gündeme dair soruları yanıtladı.

19 Ocak 2015 Pazartesi 09:27
Bu haber toplam 3615 defa okunmuştur
CHP Milletvekili Aday Adayı Hayriye Hacet Canlı Yayın Konuğu Oldu
Akhisar Haber Ajansı AHA
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aday Adayı Hayriye Hacet, Manisa’da Yerel bir televizyona konuk olarak gündeme dair soruları yanıtladı.
CHP Milletvekili Aday Adayı Hayriye Hacet, aday adaylığı sürecini değerlendirirken projelerinden bahsetti. Çiftçi bir aileden geldiğine vurgu yapan Milletvekili Aday Adayı Hayriye Hacet, Akhisar’ın ve Manisa’nın kırsaldaki tüm sorunları yerinde incelediklerini kaydetti.
Yorumlar
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2003 Akhisar Haber
chp haziran seçimlerine manisa 3 vekil ile girecek, ama ancak oda belki 1 vekil çıkarabilecek.dolayısıyla o bir vekillik için mücadele edecekler.bir bakmışsınız genel merkez, hani il ve ilçe başkanlık seçimlerini;parti içinde bölünme olmasın diye ertelemişti ya bu seferde genel merkezden bir adayı oraya oturtuverir olurmu olur.akp 5 mhp 3 chp 1 olur.bu %95'lik olasılıklı bu tahmini chp'liler unutmasınlar.
Beğendim (0)Beğenmedim (0)YanıtlaDış politikanın iflasına, rejimin giderek Saray-Sultan merkezli bir veçheye bürünmesini ve ilan edilmemiş ama süreklileşmiş bir olağanüstü hali ekleyelim, manzara netleşiyor.
Beğendim (0)Beğenmedim (0)YanıtlaRejim Misak-ı Milli sınırlarına çekiliyor, bir Osmanlı simülasyonuna dönüşüyor ve rıza değil zor, hegemonyanın asli unsuru haline geliyor.
Dolayısıyla Saraydaki kıyafet balosu ve dizi müziğiyle yapılan devlet töreni, gülünç olmanın ötesinde, hem despotizmin hem de meşruluk ve yönetememe krizinin derinleşmesine işaret ediyor.
Halkın yazıp yöneteceği ve elbette ki başrolünde olacağı bir film için bu süreci iyi okumamız gerekiyor.
Yani siyaset fiilen Saray siyasetine, parlamenter rejim fiilen Sultanlığa dönüştükçe, Saray, Külliye, 16 Türk devleti askeri, Osmanlı diriliş marşı tarzı ritüellerin bir tür “gelenek icadı” olarak kamuoyuna sunulması ve rejimin varlığını buradan tahkim etmesi kaçınılmaz hale geliyor.
Beğendim (0)Beğenmedim (0)Yanıtlaİşte bugünkü Bakanlar Kurulu toplantısı…
Bugün Erdoğan, Anayasadaki olağanüstü bir duruma işaret eden “gerektiğinde” ibaresine dayanarak, ancak o olağanüstü durumun ve gerekliliğin ne olduğunu sadece kendisinin bildiği bir şekilde, Bakanlar Kurulu’na Başkanlık edecek.
Böylece siyasetin Saraya taşınması sürecinde bir aşama daha geride bırakılırken, parlamenter rejimin tabutuna da bir çivi daha çakılmış olacak.
Fransa’daki Charlie Hebdo saldırısının bir ucunun Türkiye’ye ve Türkiye’nin Suriye politikasına eninde sonunda bağlanacağını, yeni-Osmanlıcılıkla cihatçı gruplar arasındaki bağlantının mahiyetini artık dünya âlem biliyor.
Beğendim (0)Beğenmedim (0)YanıtlaBölgeye yönelik Müslüman Kardeşler merkezli stratejinin sonuna çoktan gelindi; Tunus’ta, Mısır’da yaşananlar ortada, Libya’nın hali içler acısı ve en önemlisi Suriye politikası kesin bir şekilde iflas etmiş durumda.
Yani bir dış politika teori ve pratiği olarak yeni-Osmanlıcılık çoktan öldü; yaşıyormuş gibi yapabilmesinin yolu ise içeriye yönelmesinden, zombileşmiş bir şekilde iç politikanın referans noktası haline gelmesinden geçiyor.
Bu ise devletin yönetim aygıtının merkezine -bırakın parlamentoyu, hükümeti de bypass edecek şekilde- Sarayın yerleşiyor olmasıyla doğrudan bağlantılı.
Aslında Osmanlıperver hanımefendi haklı; ortada bir kurgu var; ama buradan bir film çıkmaz, çıksa çıksa kötü bir piyes, acemice bir müsamere çıkar.
Beğendim (0)Beğenmedim (0)YanıtlaTürkiye’yi bölgede emperyal bir aktör haline getirmek iddiasıyla çıkılan yolda varılan yer, 70’lerin Kara Murat, Tarkan filmlerinden fırlamışa benzeyen kostümler giydirilmiş askerlerin Saray merdivenlerine dizilmesiyse, buna piyesten başka ne denebilir ki?
İmparatorluk bakiyesi topraklarda yeniden asli bir güç olmak iddiasıyla izlenen politikalarda gelinen nokta, Saray bahçesindeki devlet töreninde TRT’de yayınlanan bir dizinin müziğini “Osmanlı diriliş marşı” diye askeri bandoya çaldırmaksa, buna müsamereden başka ne denebilir ki?
Bakın daha birkaç gün önce, iktidarın yıllardır böbürlenerek anlattığı ve elinde kalan tek dış politika argümanı olan “medeniyetler ittifakı” projesini İspanya hükümeti “gereksiz ve verimsiz” diyerek sonlandırdı, nihayetlendirdi.