SİVİL DAYANIŞMA PLATFORMU, TERÖR SALDIRILARINI KINADI
Akhisar Sivil Dayanışma Platformu (ASİDAP), olarak Akhisar Eğitim-Bir-Sen, Sağlık Sen, Ensar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, Akhisar İmam Hatip Derneği ve Özgür-Der, Yeni Gülrüh Camisi önünde ikindi namazını müteakip hain terör saldırılarını kınamak ve lanetl

11 Eylül 2015 Cuma 18:19
Sivil Dayanışma Platformu, Terör Saldırılarını Kınadı
Akhisar Haber Ajansı-AHA
Akhisar Sivil Dayanışma Platformu (ASİDAP), olarak Akhisar Eğitim-Bir-Sen, Sağlık Sen, Ensar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, Akhisar İmam Hatip Derneği ve Özgür-Der, Yeni Gülrüh Camisi önünde ikindi namazını müteakip hain terör saldırılarını kınamak ve lanetlemek için ortak basın açıklaması yaptı. Ensar Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Çuval'ın sunduğu Programdan sonra basın açıklamasını Eğitim-Bir-Sen Akhisar İlçe Başkanı Süleyman Erdem okudu.
Süleyman Erdem okuduğu basın açıklamasının tam metni;
ASİDAP (Akhisar Sivil Dayanışma Platformu) BASIN AÇIKLAMASI
Kıymetli Akhisar Halkı, Ülkemizin içinden geçtiği şu zor zamanda, insani ve İslami hassasiyeti olan kuruluşlar olarak, aşağıdaki hususların kamuoyuyla paylaşılmasında bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Öncelikli olarak Türkiye üzerinde küresel projelerin art arda tedavüle sokulduğunu ve son yıllarda ülke olarak yaşadığımız sosyal çalkantıların bu amaca hizmet etmek için, içerdeki ve dışarıdaki düşmanlar tarafından beslendiğini görmekteyiz. Bu anlamda, 17 Mayıs 2006 Danıştay saldırısı, 27 Nisan 2007 e-Muhtırası
Nisan/Mayıs 2007 Cumhuriyet Mitingleri, Nisan/Ağustos 2007’deki 367 krizi, 7 Şubat 2012 MİT Krizi, Mayıs/Haziran 2013 Gezi Parkı Eylemleri, 17-25 Aralık 2013Paralel Yapı Darbe Girişimi, 6-8 Ekim 2014 Kobani Kalkışması ve 7 Haziran 2015 sonrası yaşanan terör olaylarını milletin hafızasına bir kez daha not ediyoruz.
İki yıldır hiçbir terör olayının olmamasına karşın son iki ayda şehit edilen asker ve polis sayısının çok fazla oluşu toplumsal vicdanı yaralamıştır. Hanelere düşen ateşin acısı belki de milyonlarca insanın mateme bürünmesine sebep olmuştur. Bir anda insanlar yarına dair umutlarını yitirmeye başlamış, şehrinin merkez camilerindeki cenaze merasimlerinde şahit olduğu acılar akli melekelerini felç etmiştir. Duyguları aklına galebe çalmaya başlayınca acının ve intikamın dilini konuşur olmuştur. O kadar ölçüyü kaçırmıştır ki; “her Kürt PKK’lıdır” tasavvuruna saplanarak terör örgütüyle aynı argümanı paylaşır bir pozisyona düşmüştür. Türkiye’deki kartel medyası, paralel medya ve terör örgütünün gayrı resmi destekçisi yayın organlarının dezenformasyonuna kurban gittiği için bu algı toplumda yer eder olmuştur. Tüm bunlar terörün oluşturmaya gayret ettiği algı operasyonlarıdır. Zira terörün, yıldırma, ümitsizliğe düşürme, korkutma, şiddet uygulama, zarar verme, umutlarını kaybettirme gibi hedefleri vardır. Küresel patronların taşeronu olan malum yapı ve onun siyasal uzantıları, Büyük Türkiye Yürüyüşünü durdurmayı hedeflemiştir. İran, İsrail, ABD, Almanya, Suriye ve İngiltere gibi ülkelerden destek alan terör örgütü; mustaz’af hale düşürülmüş Dünya halklarının ve özellikle üç asırdır her şeyini kaybetmiş İslam Dünyasının neredeyse tek umudu haline gelmiş Türkiye Modeli’ni tökezletme ihalesini almıştır. Fakat Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkez ve diğer etnik zenginlikleriyle bu halk bu oyunu bozmaya muktedirdir. Sosyal dokusunu, İslam'ın evrensel hakikatleri üzerine inşa eden bu millet, ferasetiyle, içine itilmeye çalışıldığı bu kuyuya düşmeden yoluna devam edecektir. Binlerce yıllık birlikte yaşama tecrübemiz ve kardeşlik şuurumuz bize bu kaostan çıkma imkanını verecektir. Dağları mesken tutmuş üç beş figüranın katliamları bizi yıkamaz, belki biraz duraklatabilir. Bizler ASİDAP olarak, şeytani medyanın aldatmacalarına dikkat çekmek için aşağıdaki hususları kamuoyuna deklare ediyoruz.
1. Biz Müslümanların zihinlerindeki haritalar 1916 Syket-Picot gizli anlaşmasıyla çizilenden farklıdır. İmparatorluk bakiyesi olan bu coğrafyanın insanı kendi misyonunu Misakı Milli sınırlarına hapsetmez. Suriye muhacirlerinede, ezilen,haksızlığa uğrayan tüm toplumlara ve coğrafyalara bu nazarla bakar.
2. İnsanların renkleri ve dilleri Allah’ın ayetlerinden bir ayettir. Tüm asimilasyon girişimleri bir ayeti yok etmekten farklı değildir. Kürt, Türk, Arap, Farisi vb. etnik yapılar gökkuşağındaki farklı renkler gibidir. Her biri kutsaldır.
3. Son günlerde takınılan tavırlar ve kullanılan dil, tüm Kürt halkını töhmet altında bırakıcı ve onları ötekileştirerek terör örgütlerinin kucağına itici niteliktedir. Bundan şiddetle kaçınmak gerekmektedir. Kürt halkının terör örgütleri ve onların uzantıları ile aralarına mesafe koyması gerekmektedir. Devletin emniyet birimleri de bu insanları ayırt etmeli ve onların güvenliğini sağlamalıdır.
4. Tüm toplum kesimleri olarak, terörün ekmeğine yağ süren basın yayın organlarına karşı tavrımızı netleştirmeliyiz. Kendi ağababalarının çıkarları için, insanların oylarıyla seçilmiş parti, şahıs ve toplum kesimlerine iftira, düşmanlık ve kin pompalayan yayınların demokrasi kalkanı arkasına gizlenmesine izin verilmemelidir.
5. Yaşadığımız terör olayları karşısında insanların duygularını tahrik ederek terörün ekmeğine yağ sürülmesi kabul edilir değildir. İnsanların duygularından çok akıllarıyla karar vermeleri gereken zamanlarda tersini yapma lüksümüz yoktur. Sokaklarda slogan atarak, ait olduğumuz yapıları görünür kılarak tepki ortaya koymanın sorun çözücü olmayacağını ve bu tür hareket tarzlarından uzak durmamız gerekir.
6. Bizler, Kandil’in ve içerdeki uzantılarının serhildan (başkaldırı) çağrılarını cevapsız bırakan ve Marksist-Leninist bir örgüt olan PKK ile hiçbir zaman bağdaşamayacak Müslüman Kürt halkının tüm insani haklarını vermeye dönük çalışmaların devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Fakat bu olumlu çalışmaları kullanan militer yapıya da fırsat verilmeden doğu halkının terör belasından korunması gerektiğini söylüyoruz. Selahaddini Eyyubi gibi, ümmetin yüz aklarını çıkarmış bir milletin, bugün silahlı KCK militanları tarafından şehirlerde esir edildiğini bilmek durumundayız.
7. Dillendirmek istemesek de söylemek zorundayız ki Türkiye’yi bir Mısır, bir Suriye veya bir Irak yapmaya arzulu büyük güç odakları mevcuttur. Bu odakların planlarını ve tuzaklarını okuyamayan veya görmezden gelen içerdeki siyasi veya sosyal yapılar bu yangın ortamına ellerindeki benzinle yaklaşmaktadırlar. 11 Eylül 1980’de, günlük 15 kişi sokaklarda öldürülürken, darbeden bir gün sonra yani 13 Eylül 1980 günü tüm silahları susturan irade nasıl hedefine ulaşmışsa bugün de aynı oyun sergilenmektedir.
8. Orta Doğu’nun üç büyük devletinden İran ve Mısır’ı teslim alan batılı hegemonya için son hamle alanı Türkiye kalmıştır. AB ülkelerini kıskandıracak dev yatırımlar, güçlenen ekonomi ve büyüme hızı şimşeklerin üzerimize çekilmesine neden olmuştur. Ülkemizi terör ekonomisine mecbur bırakmak istemektedirler. PKK’nın ilk katliamı olan 1984 Eruh saldırısından bu güne 23.800 terörist etkisiz hale getirilirken 6500 sivil, 5500 asker ve polis şehit olmuş, ayrıca 1500 köy korucusu da hayatını kaybetmiştir. Ekonomik maliyeti ise 500 milyar dolarlarla ifade edilen bilanço bölge üzerinde hesapları olanların iştahını kabartmaktadır. Bugün Dünyanın 17. ekonomisi olan Türkiye bu belayı hiç yaşamamış olsaydı şu anda Dünyanın 10. büyük ekonomisi olacaktı.
9. Tüm bu duygularla, bir daha Dağlıcaların, Iğdırların, Cizrelerin yani ölümlerin yaşanmaması için tüm dostlarımızı ve halkımızı barışın ve kardeşliğin dilini kullanmaya davet ediyoruz. Devletten de doğunun çaresiz halkına şefkatle; terör örgütünün destekçileri ve yandaşlarına da anladıkları dilden muamele etmesini bir zorunluluk olarak görüyor ve devletimizden bekliyoruz. Burada toplanan Tüm Sivil Toplum örgütleri,vicdanı ve aklı olan tüm halkımız bu oyunun farkındadır.Bu oyunu yine aziz milletimiz ferasetiyle bozacaktır.Ülkemizi kan gölüne çevirmek isteyenler hayal ettikleri kan gölünün içerisinde boğulacaktır.Buradan terörü,destekçilerini ve yandaşlarını lanetliyor;şehitlerimize Allah'tan rahmet,gazilerimize acil şifalar,şehit yakınlarına ve ülkemize sabrı cemil niyaz ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Basın açıklamasından sonra Ensar Vakfı yönetim kurulu üyesi Ramazan Sönmez, dua okumasıyla basın açıklaması sona erdi.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2003 Akhisar Haber
AKP'nin yandaş kurumları gecikmeli olarak yapmışlar açıklamayı ama esas benim dikkat çekmek istediğim şey; katılımdaki sayının azlığı. Buradaki sayıya baktığımızda AKP'nin çevresindeki insanların hızla azaldığı görünüyor. Anketlerde de bi nebze bu görünüyor zaten. Eğer sandıklarda bir operasyon olmazsa (ki 7 Haziran'da olduğu gibi muhalefet yine izin vermeyecektir buna) artık AKP'nin tek başına iktidar olması imkansız gibi bir şey.
Beğendim (0)Beğenmedim (0)YanıtlaBasın açıklamasını yapanlar bu kadar olumsuz yorum alıyorsanız kendinizi bir hesaba çekin bakalım nerede yanlış yapıyoruz diye.
Beğendim (0)Beğenmedim (0)YanıtlaOkul müdürlerini toplamışsınız.Tabiki gelmek zorundalar ipin ucu kimlerde olduğu belli.Yazık.Hepsi kuzu gibi dinliyor.Sizlerin gerçek yüzünüz ortaya çıktı.Türk milliti inanmıyor artık.
Beğendim (0)Beğenmedim (0)YanıtlaİSLAMİ ve İNSANİ HASSASİYETİ OLANLAR OKUSUN BAKALIM. Din özü, nedenleri, amaçları gereği; gösterişsiz, sıradan, düşman olunan, istenilmeyen, edebli, ahlaklı, dürüst, vicdanlı, merhametli, adil, tarafsız, güvenilir, özeleştirili, eleştiriye açık, okumayı seven, öğrenmeyi seven, araştırmayı seven, insancıl, toplumcu, evrensel, haksızlığa katlanamayan, adaletsizliğe katlanamayan, ahlaksızlığa katlanamayan, zulüme katlanamayan, düşünmeyi seven, derin düşünmeyi seven, ayrıntılı düşünmeyi seven, ilim Çin'de de olsa üşenmeyip gidip alan, gerçekleri anlamış, doğruyu görmüş, nefssiz, nitel insanlarla gelir ve sürer ki o yüzden peygambere dediler ki 'Peygamberlik kala kala sana mı kalmış?'. Dinin amaçı(amacı, ereği) iyi insan, yararlı insan değil doğru insan yetiştirmektir çünkü din doğru ile başlar, herşeyde doğru ve herşeyde doğruluk ile ki bu yüzden İslamiyet'in peygamberi 'Din ilimdir, ilimin olmadığı yerde din de olmaz; dinsiz de olsalar alimlerin yeri Cennet'tir; alimin uykusu cahilin ibadetinden hayırlıdır' dedi. Dinin ilk amaçı doğruyu bulmak ve doğru insan yetiştirmektir, yaratmaktır, oluşturmaktır; mantıktan ahlaka, ticaretten sanata, aşktan hukuka, ekonomiden ülke yönetimine kadar. Dine zarar veren, kötülük eden şey de zaten dinin doğruluk olarak değil iyilik, yararlılık gibi dünya işleri ile anlaşılması, belirlenmesi, tanımlanması, uygulanmasıdır çünkü doğruluk iyilikten ve yararlılıktan daha zor gelir insanlara, halklara, toplumlara çünkü bir ekmekten bir dilimi bir köpeğe ya da bir dilenciye vermek bile iyilik, yararlılık sayılır oysa doğru olmak için ilim öğrenmek, adil olmak, nefssiz olmak, güvenilir olmak, dürüst olmak, tarafsız olmak, okumak, öğrenmek, araştırmak, insanlık için çalışmak, insanca bir dünya için çalışmak gibi beyinsel, nitel, soyut şeyler gereklidir ki bu yüzden Hıristiyanların(Hristiyanların) peygamberi kendisini konuk eden zengine dedi ki 'Bu fahişe elindeki son damlayı bana verdi, sen ise okyanusundan bir damla verdin, kuşkusuz ki benim için onun hediyesi senin hediyenden daha değerlidir.
Beğendim (0)Beğenmedim (0)YanıtlaNerede görülmüş zalimin, vicdansızın, adaletsizin, bencilin, sorumsuzun, dünya düşkününün, dünyaya esiri, ahlaksızın, edebsizin, okumayı sevmeyenin, öğrenmeyi sevmeyenin, araştırmayı sevmeyenin, evrensel olmayı sevmeyenin, başkalarını düşünmeyi sevmeyenin, yemekten içmekten başka şey düşünmeyenin, para kazanmaktan başka şey düşünmeyenin, çalışmaktan başka şey düşünmeyeninin, ticaretten başka şey düşünmeyenin, siyasetten başka şey düşünmeyenin, nefsçinin yanında din olduğu.Din yolu ilim yoludur hasır halı kilim yolu değil,
Din yolu hep yoludur tep kep cep yolu değil.
yazıyı okuyunca şaşırdım bilmem ne mitingi bilmem ne krizi bilmem ne eylemi bilmem ne girişimi deyip kınarken farkında olmadan toplumun yüzde altmışını yetmişini kınamışlar ilginç
Beğendim (0)Beğenmedim (0)Yanıtlaöğretmenler neden katılmamışlarda sadece müdürler katılmış. müdürler insani ve islami düşünürken öğretmenler böyle düşünmüyormu yoksa öğretmenler üzerinde etkiniz yokmu? süleman ,hayreddin ,ali,mustafa beyler hazan mevsiminin geldiğini fark ettiniz mi? sizler her gün şehit gelirken bile hükümetin savunuculuğuna v ehükümete zarar gelmesin düşüncesinin savunucusu olmuşsunuz. yazık size.
Beğendim (0)Beğenmedim (0)Yanıtla